Hem Fit Hem Leziz

Hem Fit Hem Leziz

10

10

02

02

03

03

04

04

05

05

05

05

06

06

07

07

08

08

09

09

Hakkımızda

FİTLEZİZ Nedir?

Sağlıklı yaşam için sağlıklı beslenmenin önemini bilen ama bunu hayata geçirmekte zorlananlar için zahmetsiz, lezzetli, yaratıcı, eğlenceli ve çok sağlıklı bir çözümdür. 


Neden FİTLEZİZ?

Alışveriş yapmak yok, 

Menü planlamak ve pişirmek yok, 

12 farklı sağlıklı, dengeli yemek paketi alternatiflerinden seçim,

Hijyenik koşullarda, en kaliteli malzemelerle hazırlanan yemekler,

Hiçbir katkı maddesi, koruyucu veya raf ömrü uzatıcı kullanmadan, 

Yaşam tarzınıza %100 uyan size özel Fitleziz sistemi, 

Her ihtiyaç duyduğunuzda danışman desteği ile

 

Hedefinize Ulaşmak İçin En Leziz, En Pratik Yol FİTLEZİZ..

En Son Ürünler

Ürün FİYAT

Fiyat Listesi

Sorular

Boya uygun beden ağırlığını denge de tutmanın temel koşulu fiziksel aktiviteyi artırmak ve harcanan kadar enerji içeren besin ve içecek tüketmektir. Şişmanlık ise vücuda alınan besinlerin, enerji harcamasının az olması sebebiyle yanmayıp yağ olarak birikimi sonucu oluşur.

Su İçsek Yarıyor Mu?
Su organik olmadığından bedende yağa dönüşemez. Aksine su tüketilmesi metabolizma sonucu oluşan atıkların bedenden dışarı atılmasına yardımcı olur. Su içildiğinde midede tokluk duygusu oluştuğundan yeme duygusu azalır. Açlık duygusu oluştuğunda enerji değeri olan yiyecek içecek atıştırmak yerine su içmek daha olumlu bir davranıştır. Su içerdiği kalsiyum magnezyum gibi mineraller sayesinde sağlığın korunmasına yardımcı olur.
Suyu Ne Zaman İçmeliyim, Yemekten Önce Mi Sonra Mı?
Yemek öncesi ve sırasında içilen su mideyi doldurduğundan açlık duygusunu bastırır ve bireyin daha az yemesine yardımcı olur. 
İnsan susamadan su içmesini öğrenmelidir. Bazı durumlarda susama duygusu gecikebilir. Yanında sürekli su bulunduran veya su içmeyi hatırlatan notları, uyarıları olan bireylerin susamadan da su içme alışkanlığı kazandığı çalışmalarda gösterilmiştir. 
Gün içerisinde her saat başı bir bardak su tüketmek veya her öğünle iki bardak su tüketmek günlük su ihtiyacınızı karşılayacaktır. Daha sıcak zamanlarda veya daha hareketli olduğunuz günlerde bu miktarı artırabilirsiniz.
Suyu Ilık Mı İçmeliyim?
Bazı diyetlerde ılık su ile güne başlanılması gerektiği yazılır. Bunun nedeni çok soğuk suyun bazı bireylerde sindirim sistemi rahatsızlıklarına neden olabileceğidir. İçilen suyun sıcaklık derecesi bireyin tercihine bağlıdır. Bazıları soğuk buz gibi suyu sever kimileri oda sıcaklığındaki suyu sever kimi az kaynatır limon ve nane ile tercih eder. Bu tamamen kişiye kalmıştır.
Alkali Su İçmeli Miyim?
Dünyada çok önemli obezite, beslenme ve kilo kontrol otoriteleri ile zıtlık içinde olan bu bilginin hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Bu fikri ortaya atanlar, vücut için çok önemli olan ph dengesinin alınan yiyecek ve içeceklerdeki asitlerin etkisiyle zaman içinde vücutta çalışma kapasitesindeki azalmayla denge noktasını bozduğunu, vücudun mineral dengesini kurmada zorlanmasına bağlı sorunlar çıkabileceğini savunuyorlar. Fakat durum böyle değil! Vücut her ne şartta olursa olsun mükemmel bir şekilde çalışarak asit baz dengesini kurmaktadır ve bu olay yaşlanma ile veya diğer faktörler ile değişmemektedir. Sadece açlık grevi gibi durumlarda vücudun bütün çalışma sistemi değiştiği için denge bozulabilmektedir. 
Son yayınlanan modern beslenme ve biyokimya kitaplarında alkali beslenme veya alkali su ile ilgili hiçbir tıbbi, bilimsel bilgi yer almamaktadır. Sadece böbrek taşı olan bazı kişilerde idrarı asit yapan yiyeceklerden uzak durulması önerilmektedir, fakat bu hastalıkta bile alkali su için diye bir öneri yer almamaktadır. 
Kişinin beslenmesinde asitli veya alkali yiyeceklere yer vermesi kanın asite veya baza kaymasına kesinlikle neden olmaz. Bu sebeple de alkali su içmeye gerek yoktur.

Her ülkenin kendine has ekmeği bulunmaktadır. Ülkemizde de lezzetli, kendine has hoş kokulu, sağlıklı ekmek çeşitleri bulunmaktadır. Bu zenginlik içerisinde bizler de ekmeği sofralarımızdan eksik etmeyiz.

Son birkaç yıldır karbonhidrat kısıtlamasıyla hızlı zayıflanabileceği iddiaları gündemdedir. ‘Ekmek Obezitenin Tek Suçlusu’, ‘Ekmek=Kilo’ gibi manşetlerle sık karşılaşmaya başladık. Ekmeğin içinde az miktarda da olsa protein bulunduğunu unutarak ekmekle şekeri bir saymaktalar. Tamamen rafine edilmiş undan hazırlanmış ekmeğin sağlığa bir faydası bulunmadığını biz diyetisyenler yıllardır dile getirmekteyiz. Büyüklerimizin daha sağlıklı olmasının bir nedeninin de tam buğday ekmekleri tüketmelerinin olduğunu biliyoruz. Çok uzun yıllar raflarda beyaz ekmek dışında bir ekmek bulamadığımız ve tüketemediğimiz doğru ama gelişen sanayi ile birlikte günümüzde yulafından, rüşeymlisine, çavdarından tam buğdayına çeşit çeşit ekmeklere ulaşmak çok kolay. Bu sebeple ne ‘Ekmek eşittir şeker’ iddiasını ne de ‘Ekmek direkt şişmanlatır’ fikrini desteklemek bilimsel değildir. Her besinin miktarında çeşitlendirilerek yenilmesi en uygunudur.

Türkiye Diyabet Epidemiyolojisi Çalışma Grubunun (TURDEP-2) 2010 yılında yaptığı çalışmaya göre nüfusumuzun 1/3’ü normal kilolu, 1/3’ü fazla kilolu, 1/3’ü şişmandır. Aynı yıl ülkemizde yapılan Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırmasına bakıldığında da Türk insanının günlük enerji tüketimine ekmek+tahıl grubunun (bazlama,lavaş,pide,yufka vb.) katkısının %25 olduğu bildirilmektedir. Yine bu araştırmanın sonuçlarına göre, kadınlar günde ortalama 150 gram, erkekler de 220 gram ekmek tüketmektedir. Günlük ekmek ve türevleri tüketimimiz sağlıklı beslenme önerilerinde olan 6-8 dilim ekmek kadardır. Bu normal miktarda tüketilen ekmek de kilo aldırmaz veya bu miktarda ekmek obeziteden suçlu bulunamaz.

Son günlerde akıllarda hep aynı sorular : ‘Doğru Besleniyor Muyum?’, ‘Sağlıklı ve Uzun Yaşamın Beslenme Anahtarları Nelerdir?’ , ‘ Yediklerim ile Kalbimi Koruyabilir Miyim?’ , ‘Hangi Besinler Kansere Neden Olur?’, ‘Kilo Benim Hayatımda Neler Değiştirir?’.

Gereğinden fazla besin tüketimi ile fazladan alınan yağlar ve şekerler vücutta ağırlık artışı olarak kendini gösterir. Bu artış gün geçtikçe hız kazanır ve kişinin bel çevresi gün geçtikçe artarsa hastalıklara davetiye çıkarmış oluruz.Özellikle, meme kanseri, bağırsak kanseri ve kan kanserlerine şişmanlarda normal ağırlığında olanlara göre daha fazla rastlanır. Çünkü yağ içeriği yüksek besinlerin yeniliyor olması vitamin mineralce zengin olan sebze-meyvelerinde eksik tüketiliyor olmasını beraberinde getirir. Yağlı besinlerin fazla alınması, kanser yapan, kanseri ilerleten maddelerin alımının da artmasına neden olur.

Kanser Riskini Artıran Besinler

Yağlı koyun, sığır, keçi ve tavuk etleri

Hamburger

Yağlı etten yapılan köfteler

Sucuk, sosis salam

Tereyağ, kuyruk yağ, iç yağ ve margarin

Yağda kızartma veya kavurmalar

Tuzlanmış besinler

Tütsülenmiş yiyecekler

Doğrudan ateşte pişmiş etler

Kanser Riskini Azaltan Besinler

Sebzeler (Soğan, sarımsak, lahana, havuç, ıspanak, karnabahar, brokoli, maydanoz, tere, roka, nane gibi)

Kurubaklagiller (Mercimek, Nohut, Fasulye, Barbunya gibi)

Meyveler (Portakal, Kuşburnu, böğürtlen, çilek, üzüm ve çekirdeği gibi)

Sert Kabuklular (Badem, Ceviz,Fındık gibi)

Tahıllar (Tam buğday-Çavdar ekmeği, bulgur, yarma gibi)

Proteinler (yumurta, yağsız et ve süt ürünleri, çökelek gibi)

Bu yiyeceklerin miktarında, taze ve uygun hazırlama koşullarında tüketilmesiyle sağlığımıza değer verebilir ve kanser başta olmak üzere tüm kronik hastalıklardan da korunmuş oluruz. 1-7 Nisan Kanser Haftasında sağlığımızın farkında olalım. Hastalanmadan çözüm bulalım.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığı ve buna bağlı ölümler artış göstermektedir. Kalp ve damar hastalıklarının nedenleri arasında genetik yatkınlık, sigara içimi, yüksek kan basıncı, şimanlık ve yüksek kan kolesterol düzeyi en önemli olanlarıdır. Kan kolesterol düzeyi de yüksek oranda diyetin içeriğinden etkilenmektedir.

Yumurta beslenmemizde diyet kolesterolünün zengin kaynağıdır. Bir adet büyük yumurta 213 mg kolesterol içermektedir. Klinik çalışmalarda, diyetin kolesterol içeriğinin kötü kolesterol olarak bilinen LDL’nin kanda artışına neden olacağı bildirilmiştir. Fakat aynı çalışmalarda iyi kolesterol olarak bilinen HDL kolesterol artışının da beraberinde gelmesi sebebiyle kalp sağlığı açısından bir risk oluşturmayacağı gösterilmiştir. Ayrıca sağlıklı beslenme ilkeleri çerçevesinde diyetle günlük 300 mg’a kadar koleterol alımı önerilmektedir.

Bazı beslenme rehberlerinde doymuş yağ içeriği ve kolesterolü yüksek olan diğer besinler arasında yumurtanın da kısıtlanması önerilmektedir. Ancak yumurta besin ögesi içeriği yüksek bir besindir. Ucuzdur, iyi kalite protein kaynağıdır, enerji içeriği düşüktür, C vitamini haricinde bütün vitaminler ve minerallerin kaynağıdır. Yapısında doğal olarak D vitamini oluşmuş tek besinimizdir. Ayrıca yumurta içeren bir kahvaltı iştahı artırıcı bir hormon olan grelinin azalmasıyla ilişkili bulunmuştur. Yani kahvaltısında yumurtaya yer veren insanların sonraki öğünlerde daha az besin aldıkları gözlenmiştir, bu da kilo kontrolünü sağlamada yardımcı olmaktadır. Böylece kalp hastalığı ile ilgili diğer bir parametre olan şişmanlık riskinin azaltılmasına yardımcı olmaktadır.

Yumurtanın tüketilmesini veya kısıtlanmasını amaçlayan diyet önerileri tüm bireyleri kapsayacak şekilde genelleştirilmiş olmamalıdır. Sağlıklı nüfusta kolesterol alımını artırarak yumurtanın sağlıklı etkilerinden faydalanmaya ihtiyaç vardır. Amerikan Kalp Derneği artık yumurta tüketimini sınırlamak yerine sağlıkla ilişkili iyi yeme uygulamalarının benimsenmesini tavsiye etmektedir.

Kalp-Damar Sağlığını Korumak İçin

Besin çeşitliliğinin sağlanması

İdeal vücut ağırlığının korunması

Doymuş yağlar dediğimiz katı yağların diyette azaltılması

Fast food yiyeceklerde yüksek oranda bulunan trans yağların azaltılması

Sebze ve meyve tüketiminin artırılması

Tuz tüketiminin azaltılması

Fiziksel aktivitenin artırılması önerilerimiz arasındadır.

Bireyin kolesterol metabolizması bozukluğu yoksa yeterli ve dengeli olarak bütün besin gruplarından tüketiyorsa, kilo problemi yoksa sigara içmiyor ve spor yapıyorsa yumurtanın yüksek kolesterol içeriğinden endişe etmesine gerek yoktur. Ancak diyabetikler ve kardiyovasküler riski olanların yumurtayı gün aşırı tüketerek kolesterol alımını sınırlamaları gerekmektedir.

Tek başına diyet ve egzersiz kilo vermede etkili olabilir; ama her ikisinin de avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır, fakat birlikte uygulandığında avantaj ve dezavantajları birbirlerini olumlu yönde etkilemekte ve denge sağlanmaktadır.

Diyetle oluşan negatif enerji dengesi, zayıflama programının başlangıcında hızlı kilo vermeyi sağlayabilir. Bu durumda yağsız vücut kütlesi ve dinlenme metabolik hızı azalır. Egzersiz daha az kilo kaybına neden olur, ama yağsız dokunun korunması ve artışını sağlar. Dinlenme metabolik hızın azalmasını önler.

Diyetle kilo kaybında %75 yağ kaybı, %25 protein kaybı olur. Diyet egzersizle birlikte uygulandığında ise protein kaybı sadece %5 olmaktadır.

Başarılı kilo kaybı ve kilo kontrol programlarında en önemli özellik vücut ağırlığını sabit tutmak veya azaltmakdır. Bunu yaşam şekli haline getirmek en önemli ilkedir.

Davranış değişikliği, egzersiz ve diyet programları hafif şişmanlar için yeterlidir. Morbid şişmanlar için ise sağlıklı kiloya ulaşmak için ek eğitim ve beceri, sosyal destek, profesyonel izlem gerekebilmektedir.

Kişi kilo kaybı tedavisi sırasında elde ettiği olumlu alışkanlıkları bırakmazsa, fiziksel aktivitesini gereğinden fazla artırarak veya çok düşük enerjili diyet yaparak kilo vermediyse, sağlıklı yöntemlerle kilo verdiyse ve tedavi sonrası koruma programına alınmışsa tekrar kilo almaz.

Hizmetler

Bireysel Beslenme Danışmanlığı

Her bireyin günlük enerji ve besin ögesi ihtiyacı birbirinden farklıdır. Sağlıklı beslenme ilkeleri yaş grubu aynı olan bireyler için benzer olsa da yaş, cinsiyet, vücut ağırlığı, vücut yapısı, hastalık durumu, kan bulguları, ekonomik durumu, yaşadığı ortam ve çalıştığı çevre, ulaşabileceği besin türleri ve beslenme alışkanlıkları gibi birçok etmenden etkilenen beslenme programının bu faktörler göz önünde bulundurularak kişiye özel hazırlanması gerekir.

Sağlığın korunması ve sürekliliğinin sağlanması için sağlıklı beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmek gerekir ki bu da ancak bir diyetisyen/ beslenme ve diyet uzmanı ile birebir görüşmelerle kazanılabilecek bir davranış değişikliğidir.

Nasıl hiç birimiz birbirimize benzemiyorsak, nasıl hepimizin parmak izleri birbirinden farklı ise, beslenme programlarımız da farklıdır ve yalnızca kendimize ÖZEL’dir.

Fitleziz ailesi olarak Uzman diyetisyenlerimiz eşliğinde sizler için en uygun olan beslenme planını hazırlıyoruz, dilerseniz beslenme planınızdaki yiyecekleri de hazırlayıp asresinize teslim ediyoruz. 


Kurumsal Beslenme Danışmanlığı

Çalışanlarınızın sürekli çabuk yoruluyor veya sürekli halsizlikten şikayet ediyor olması yanlış diyet, sağlıklı olmayan beslenme, demir eksikliği, gün içindeki dengesiz kan şekeri, aşırı kilo alımı ya da kilo alımına bağlı gelişen uyku apnesi olabilir. Bu sorunlar çalışanların sağlığını dolayısı ile performanslarını etkileyecektir. Başarıya giden çözüm; sağlıklı beslenme önerileri ve eğitim hizmetleriyle çalışanların sağlığını korumak hem de verimliliğini arttırmaktır. Kurumsal beslenme danışmalığı burada devreye girmektedir.

Sağlıklı beslenme, çalışanların ve yöneticilerin verimliliğini şirkette başarı ve motivasyonu güçlendirir. Bunun için ise sağlıklı yiyecek alternatiflerinin oluşturulması gerekir. 

Fitleziz Ailesi olarak kurumsal beslenme danışmanlığı çerçevesinde iş yerinin iş temposuna ve çalışanların beslenme alışkanlıklarına uygun menü uzman diyetisyenimiz tarafından planlanarak her gün uzman aşçımız tarafından hazırlanır. Kişiye özel kaplarda ofislerinize servisi yapılır. Ayrıca bu hizmet içerisinde aylık beslenme eğitimlerine, ofis çalışanlarının beslenme check up'larına da yer verilir. 


Bireysel Psikolojik Danışmanlık

İnsanın gelişimine ve problemlerinin çözümüne dönük, yani hem geliştirici hem tedavi edici bir çaba olan psikolojik danışmanlık çok boyutlu ve karmaşık bir yapı oluşturmaktadır. Psikolojik danışma, kişinin kendini anlaması, farkındalık kazanması, problemlerini tanımlaması ve çözüm yolları üretmesi, kararlar alması, kapasitesini geliştirmesi, çevresiyle uyumlu ve sağlıklı bir iletişim halinde olması ve kendini geliştirmesi için uzman kişilerce verilen profesyonel yardım sürecidir.

Fitleziz Ailesi olarak sizi bu zorlu beslenme yolculuğunda da yalnız bırakmıyoruz. 

Fitleziz ios uygulaması Fitleziz android uygulaması

İletişim Bilgileri

Bize ulaşmak için aşağıda yer alan iletişim formunu eksizsiz doldurarak mesajınızı gönderebilirsiniz..

E-mail must be valid and message must be longer than 1 character.

Adres

Fitleziz Sağlıklı Beslenme Hizmetleri Bahçelievler Mah. Yağmur Bulutu Sok. 18/A
Talas /Kayseri

Telefon & Fax

0352 224 5577  -  0 (533) 725 3202
Fax: 0352 224 5577

E-posta

info@fitleziz.com